Ana sayfa | Tedavi | MS’te İlaç Geliştirilmesi ve Klinik Çalışmaların Zorluklarıi |
|
|
Dr. Sten Fredrikson, Nöroloji Bölümü, Huddinge Hastanesi S14186, Karolinska Enstitüsü, Huddinge, Stockholm, İsveç
|
Dr. Fredrikson MS’li kişilerin tedavisinde geniş deneyimi bulunan ve önde gelen bir nörologdur. Kendisi yakın zamanda önde gelen nörologlarla MS’te klinik çalışmaların tasarlanması ve yorumlanması konusunda yapılan bir oturumu yönetti. |
|||||||||||||||||
MS Klinik ÇalışmasıMS’te yeni potansiyel tedaviyi değerlendirirken birkaç zorluk bulunmaktadır.
Başlangıçta, MS’le ilgili bir tedavinin etkisini denemek için
‘doğal seyir’ -hastalığın tipik olarak nasıl
ilerlediği konusunun anlaşılması gerekir. MS’te doğal
seyri açıklamak için birkaç özellikten yararlanılabilir:
Bir ilacın etkin olduğunu göstermek için, klinik çalışmada bu özelliklerin bir ya da daha fazlasında yararlı bir sonucun gösterilmesi gerekir. MS gibi önceden kestirilemeyen seyre sahip bir hastalıkta bu, güç olabilir; bu nedenle çalışmanın bilimsel özenin en yüksek standardında yapılması yaşamsal önem taşır. Eğer araştırmacılar farklı sorular soruyorsa çalışma tasarımı değişebilir. Bazıları belli bir etkiyi görmek isterken (örn. özürlülük düzeyindeki değişim) diğerleri farklı değişkenlerle (örn. MRG sonuçlarıyla) daha çok ilgilenebilirler. Benzer olarak, araştırmacılar ilacın etkinlik ve güvenirliğini en iyi şekilde sınayacak en doğru soruları sorduklarından emin olmak zorundadırlar. Bu soruları sormak güç olabilir, çünkü sonuçlar, çalışma son-noktalarının olumlu çıkmasını isteyen klinisyenlerin istediği gibi çıkmayabilir. Bir araştırmanın tipik bölümlerine ayrılması
MS’te klinik çalışma yürütmenin özel güçlükleri konusunu aydınlatabilir.
Bu bölümler şunlardır:
|
|||||||||||||||||||
KatılanlarMS’te, araştırmaya katılanlar MS’li kişilerdir. Çalışmaya katılacak kişileri bulmak önemlidir. Çalışmayı tasarlayanlar bilimsel olarak sağlıklı bir ortamda tedaviyi anlamak için mümkün olduğunca homojen bir MS grubu seçmek ister. MS’le bağlantılı kimi faktörler kısa dönem kötüleşmenin işaretiyken (tanı zamanında ölçülebilir özürlülük derecesi gibi) kimileri ise uzun dönem kötüleşmeyi saptamada kullanılır (hastalığın başlangıcından bu yana ilerleme hızı gibi). Bu faktörler klinik araştırmaların sonucunu etkileyebilir. Kısa dönem kötüleşmeyi işaret eden faktörlere sahip kişiler seçildiğinde, eğer çalışma ilacının olumlu bir etkisi varsa bu kişiler en büyük değişikliği gösterebilirler. Oysa bu etki uzun dönemde kalıcı olmayabilir. Çalışmaya alınacak kişiler MS’lilerin genelinden daha hızlı ilerleyenlerle kısıtlanırsa sonuçlar ilaç lehine yanıltabilir. Bu kısıtlamaların sonuçları haksız şekilde etkilememesi ve olasılık oranlarının ilaç lehine görünmemesinin sağlanması daha çalışma başlamadan araştırmacıların sorumluluğundadır. Tam tersine, eğer araştırma grubu uzun dönemde kötüleşmeyi işaret edenlerle kısıtlıysa çalışma süresince tedavi etkisinin ortaya çıkmaması uzun dönemde bir etkinin görülmeyeceği anlamına gelmez. Kontrol (ya da karşılaştırma) grubunun yapısı da çok önemlidir. Günümüze dek yayınlanan MS araştırmalarında, kontrol grubu plasebo (ilaca şekil olarak benzeyen ama etken madde içermeyen malzeme) alanlardı. Bu grubun, çalışma gruplarının fizyopatolojik ölçütleri içinde, ve hastalığın tipik doğal seyrini göstermesi gerekir (örn. çalışma grubunu özürlülüğün ölçülebilir belli bir kesimine sınırlamak gibi). Eğer kontrol grubu çalışma grubundan belirgin olarak farklıysa (örn. ortalama yaş, kadın-erkek oranı, ortalama özürlülük oranı farklıysa) doğru bir karşılaştırma yapılması çok güçtür. |
|
||||||||||||||||||
KurallarKlinik araştırma için ‘çalışma protokolü’ adı
verilen kurallar ya da yönergeler gerekir. Çalışma protokolünde
ilacın dozu, nasıl ve ne zaman verileceği, kime verileceği,
neyin kişileri çalışma dışı bırakacağı
ve ilacın işe yarayıp yaramadığını
saptayacak yöntem belirlenir. ‘içerme ölçütleri’ ve ‘dışlama ölçütleri’ sırasıyla çalışmaya kimlerin alınacağını ve kimlerin alınmayacağını belirler. Bu ölçütler çalışma grubunu mümkün olduğuncahomojen (benzer) yapmak için tasarlanmıştır. Böylelikle ilacın etkisini gizleyebilen faktörler, ya da kişinin başka bir ilaç alması gibi çalışmayla bağlantısız etkilerin yanlış olarak sonuçları artırması gibi faktörler giderilmiş olur. Araştırmacıların içerme ve dışlama ölçütlerini, çalışmaya devam etmek için motivasyonlarını koruyamayacak hastaların olası katılımcılardan ayıklanması ve çalışmayı makul bir şekilde tamamlama şansı olan hastaların seçilmesi gibi amaçlarla kullanma sorumlulukları vardır (örn. algılamalarındaki bozukluk nedeniyle ilaç almayı unutacak hastaları çalışmaya almamak gibi). Çünkü bir çalışmanın başarısı mümkün olan en çok katılımcı sayısıyla bitirilmesine bağlıdır. Çalışmadan ayrılanların (drop-out) sayısı arttıkça çalışmanın bir tedavi etkisini (ya da etkisizliğini) gösterme gücü azalır. Ancak, araştırmalar motivasyonu bozuk hastaların aynı hastalıktan yakınan diğerlerine yardımcı olmak için klinik çalışmalara katıldığını gösteriyor.2
2 Bevan EG et al. Patients' attitudes to participation in clinical trials. Br J Clin Pharmacol, 1993, 35:204-207. |
|
||||||||||||||||||
Son-noktalar (etkinlik ölçütleri)Bir araştırmanın son-noktaları
ilacın etkisini objektif (nesnel) olarak ölçebildikleri için seçilir.
Nesnel ölçümlere ulaşmak MS çalışmaları için ek zorluklar
yaratır. relapsing-remitting MS tanım olarak sabit bir ilerleme göstermez. O halde, relapsing-remitting MS çalışmaları altta yatan özürlülük değişimlerini saptamak için uzun (örn. 3 yıl veya daha fazla) sürmelidir. Hastalığın ilerleyici (progresif) dönemine girmek için geçen süre hesaplanabilir. Ancak, bu yararlı bir son-nokta değildir, çünkü hastalığın bu dönemine girmek için çok uzun süre gerekir. Aynı zamanda, bir kişinin ilerleyici döneme ne zaman girdiğini kesin olarak saptamak ta zordur. Kısa süren (örn. 2-3 yıllık) bir çalışmada ilerleyici MS’i olan bir kişi stabil (sabit, durağan, hastalığı ilerlemeyen) görülebilir. Relapsing-remitting MS çalışmalarının yaygın son-noktaları şunlardır:
Alevlenmelerin sıklık ve şiddeti Alevlenme (ya da atak) hızı yılda yaklaşık bir olduğu için 2 – 3 yıllık bir klinik çalışmada yararlı bir son-nokta olabilir. Ancak, alevlenme sayısı genellikle zamanla azalır. Bu nedenle bazı araştırmalar, katılan kişinin araştırma öncesindeki iki yılda en az iki atak geçirmesine gerek duyar. Alevlenmelerin sıklık ve şiddeti önemlidir, çünkü bunları azaltan bir ilaç belirtilerin giderilmesinde ve yaşam kalitesinde hemen yarar sağlayabilir. Alevlenmelerin şiddetini saptayan yöntemler hastaneye yatış sayısı, hastanede kalınan zaman ve belirtileri yatıştırmak için steriod kullanılması sıklığına bakar.
|
|
||||||||||||||||||
Araştırmada etik açmazlarBir klinik çalışmada birkaç etik konu bulunur, tıpkı
plasebo
kullanımı gibi. Bu konular çalışmanın doğasında
vardır, ama aynı zamanda çalışmanın amaçlarına
da bağlıdırlar: Tipik olarak bir klinik çalışma şunları amaçlar:
Bu son amaç doğrudan çalışmaya katılan kişilerle bağlantılı olmasa da MS için yeni tedaviler geliştiren araştırmaların temel bir parçasıdır. Bir plaseboya şu iki durumda gerek duyulur:
Çalışmaya katılanlar plasebo kullanımının ne anlama geldiğini tam olarak bilmelidirler. Klinik çalışmada yer aldıklarını ve verilecek tedavinin tüm deneyin bir parçası olup henüz standart tıbbi tedavi olmadığını anlamalıdırlar. Klinik araştırmacılar için gizlilik mutlaka ele alınması
gereken bir konudur. Farmasötik şirketler rekabet ortamında
çalışsalar da konferanslarda ve mesleki dergilerde klinik çalışmalardan
elde edilen verilerin çoğu dünyada yaygın olarak tıbbi
ve bilimsel çevrelerle paylaşılır. Onlar çalışmalarının
uzmanlar tarafından gözden geçirilmesinden yararlanırlar. Sonuç olarak, araştırmacılar doğru soruları sormak ve araştırmaları en yüksek bilimsel ve etik standartlarda, olabilecek en güvenli şekilde yönetmekten sorumludur. Sorulan soruları yanıtlamak güç olabilir, ancak araştırmayı tasarlayanlar hasta seçiminden uygun son-noktaların titiz ölçümüne dek tüm çalışma boyunca mükemmellik için çaba göstermelidir. Çalışma tasarımının kalitesi gösterdiği sonuçların kalitesiyle belli olur. |
|
||||||||||||||||||
MS klinik çalışmalarının geleceği
MS’in ilerlemesi Avrupalılar ve Amerikalılarda aynı görünse de MS’in Avrupa ülkelerindeki yaygınlığı çok farklıdır, İngiltere ve Kuzey Avrupa’da yüzbinde 100’den güney ülkelerinde yüzbinde 50’ye kadar değişmektedir. Bu değişim, hastalığın seyrek olduğu ülkelerde çalışmaya yeterli kişi bulmak güç olabileceği için çalışmaya hasta alınmasını etkileyebilir. Aynı zamanda, MS’li kişilerin güncel tedavi yöntemleri de
Avrupa’da çok farklıdır. Nörolog ve MRG
ünitelerinin bulunabilirliği ve MS belirtilerini
(örn. kas sertliğini, yorgunluğu, depresyonu) tedavi etmek için
kullanılan ilaçların reçete edilme alışkanlıkları
Avrupa’da çok değişebilir. Son olarak, yeni tedavilerin gözden
geçirilme ve onaylanma işlemleri ülkeler arasında çok farklı
olabilir. Bu güçlüklerin farkında olup onlarla etkin olarak mücadele
etmek için gündelik pratiğe sokmakla MS ile igili çalışma
zorluklarının gelecekte üstesinden gelinebilir.
|
|
||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
Bu sayfadaki bilginin en son güncellendiği/doğrulandığı tarih:11/23/2001 |
Ana sayfa | Bağlantılar | Kayıt ve geri bildirim | Sözlükçe | Arama motoru ve site haritası | Yerel Bilgiler | Yardım| Bir arkadaşa söyleyin | Sorumluluk almama | Basın Bilgileri | Schering |