Sözlük/terimler

 

 

K - Q

A-D | E-J | R-Z

K

Kalıtım:

Ebeveynlerden çocuklara geçebilen karakterler veya özelliklerin edinimi. Mendel iki yasa türetmiştir; allelik gen çiftlerinin üyelerinin biri diğerinden ayrılır ve farklı gametlere geçer, allel olmayan genler ise, gametlere biri diğerinden bağımsız olarak dağılır.

Karbonhidrat:

Polisakkarid oluşturmak üzere bir zincir oluşturan şeker (monosakkarid) dizisi

Kardiyak aritmiler:

Kalp atışında ya da ritminde anormallik biçiminde kendisini gösteren, kalbin elektrik aktivitesinde bozukluk.

Kimyasal presipitasyon:

Daha önce eriyik halinde bulunan proteinin, eriyiğin kimyasal yapısını değiştirerek çökmesinin sağlanması.

Kısıtlayıcı endonükleaz:

Bakteride bulunan, DNA’ da belli baz dizilerini tanıyabilen ve bu diziler belirdiğinde zincirleri kopartma özelliği olan bir grup enzim. Sonuç olarak önceden tahmin edilebilir bir seri DNA parçası ortaya çıkar. Farklı kısıtlayıcı endonükleazlar DNA’ yı farklı yerlerinden parçalarlar.

Klon:

Özdeş/ benzer bir kopya çıkarmak/kopyalamak

Klonus:

Kasların hızlı bir biçimde birbiri ardına tekrarlayarak kasılıp gevşemesi ile karakterize bir hareket biçimi.

Kodon:

Tek bir amino asit için kod oluşturan, DNA’daki baz üçlüsü

Kontraktürler:

Pasif kas esnemesine karşı, sabit, yüksek düzeyde direnme durumu

Kontralateral:

Vücudun karşı tarafında bulunan ya da onunla birlikte davranan, örneğin; lezyonun bulunduğu tarafın karşı tarafında bir ağrı duyumu ya da felç ortaya çıkması.

Kontrol:

Bir deneyde karşılaştırma ölçütü olarak kullanılan katılımcılar. Bunların incelenen ilacı alanlarla aynı özellikleri taşımaları gerekir. Bu rasgele seçim yoluyla oluşturulur.

Kök hücre:

Zigottan gamete doğrudan geçen hücre dizileri.

Kör:

EDSS’ nin güvenilirliği ve geçerliliğini sınama durumunda, çalışmada testi uygulayanın nesnelliğini sağlayabilmek amacıyla önceki test sonuçlarının testi uygulayıcı tarafından bilinmemesi.

kromatografi:

Protein, DNA ve RNA gibi çözünmüş maddeleri, bir yüzeydeki hareket mesafelerine bakarak büyüklük ve elektrik yükü bakımından ayırmak. Bir kurutma kağıdı kullanarak siyah mürekkepteki değişik renkleri ayırmak kromatografinin en basit biçimidir ( Yunanca khroma/renk teriminden gelmektedir)

Kronik:

Uzun süredir etkisini sürdüren.

Kronik ilerleyici:

Birincil ve ikincil ilerleyici MS’ i anlatan genel terim.

Kurtzke Skalası:

John Kurtzke tarafından 1955’ de geliştirilen, EDSS’ nin köken aldığı Özürlülük Durum Ölçeği

kültür:

Mikroorganizma ya da başka canlı hücrelerin büyümesi.



L

Lateral:

Orta hattın veya vücudun orta kesiminin dışında yanda kalan bölüm.

Lenfositler:

Bğışıklık sistemindeki büyük hücre grubu, kan, lenf ve lenfatik dokularda bulunur.

Lezyon:

Hastalık ya da yaralanma sonucunda fonksiyonu bozulmuş doku alanı. MS’ deki lezyonlar beyin ve omurilikte bulunmaktadır.

Lizis:

Hücre membranının yırtılmasıyla sitoplazmanın kaybı.

Lokus:

Belli bir genetik geçiş için genin bulunduğu kromozom bölgesi. Burada genin herhangi bir alleli bulunabilir.

Lumbar ponksiyon:

Omuriliğin alt bölümüne beyin omurilik sıvısı almak ya da ilaç uygulamak amacıyla iğne ile girilmesi. ’spinal tap’ olarak da bilinir.



M

Makrofajlar:

Fagositozda görev alan özel hücreler.

Memeli Hücreler:

Memeli dokudan izole edilerek endüstriyel ölçeklere göre kültür ortamında büyütülen hücreler.

Meninksler (Beyin zarlari):

Santral sinir sistemini kaplayan zarlar. Üç adet beyin zarı vardır; en dıştaki dura mater, ortadaki araknoid mater ve en içteki pia materdir.

Metabolitler:

Metabolizma veya metabolik süreç sonucu ortaya çıkan maddeler.

Miksiyon:

İşemek, idrar yapmak.

Monozigotik:

Tek döllenmiş yumurtanın (zigot) iki hücreye bölünmesiyle oluşan tek yumurta ikizleri. İkizler genetik olarak aynıdır ve her zaman aynı cinstedir.

Motor nöronlar:

İstemli ya da istemsiz hareketleri kontrol eden nöronlar (sinir hücreleri).

Multifaktöryel:

Çok faktöre bağlı olan durum.

Multipl skleroz:

Beyin ve omur ilikteki sinirlerin myelin kılıflarında hasarlanma ya da kayıp (demyelinizasyon) ile karakterize hastalık. Demyelinizasyon bir toplu iğne başı büyüklüğünden bezelye büyüklüğüne kadar ya da daha büyük olmak üzere değişik çaplarda olabilir. Hastalığın belirtileri demyelinizasyonun bulunduğu bölgelere bağlı olarak ortaya çıkar.

Mutasyon:

Genetik materyelde genellikle tek bir gende, genetik geçiş gösterebilen kalıcı değişiklik.

Myelin:

Sinir hücrelerini sararak koruma ve yalıtım sağlayan kılıf.

Myokard infarktüsü:

Kalp kasında ouşan geri dönüşümsüz hasarı tanımlamak için kullanılan terim (kalp krizi).


N

Nekroz:

Hücre ölümünü gösteren yapısal değişikliklerin tümü.

Nistagmus:

Gözlerin istemsiz, hızlı ritmik hareketleri.

Nörodejeneratif hastalıklar:

Sinirlerin bozulması (dejenerasyonu) ile karakterize MS, Parkinson Hastalığı, motor nöron hastalığı ve Alzheimer hastalığı gibi hastalıklar.

Nörotransmitterler:

Nörondan salınan, sinaptik aralıktan geçerek hedef hücrede uyarılma ya da baskılanma oluşturan madde.

Nükleik asit:

DNA ve RNA için jenerik terim. Nükleik asitler DNA çift sarmalları ya da RNA yapısındaki uzun zincirleri meydana getirebilmek için tekrarlayan birimlerden oluşurlar.



O

Ödem:

Anormal miktarda sıvı fazlalığına bağlı şişme.

Oligoklonal bantlar:

Bir polimer matrikse elektriksel alan uygulanarak yüklü partiküllerin hareketinin izlenmesi tekniği olan elektroforezde farklı antikor moleküllerinin ayrı bantlar şeklinde görülmesi. Moleküller büyüklüklerine göre ayrılırlar. MS’ li hastaların artmış antikor düzeylerine sahip BOS’ larına elektroforez uygulandığında, belli antikor molekülleri oligoklonal bantlar oluştururlar. Ancak MS’ li tüm hastalarda oligoklonal bant pozitif olmayabilir, ayrıca oligoklonal bant pozitifliği yalnız MS için özel değildir.

Önbeyin:

Beynin serebral hemisferleri, limbik sistemi, talamusu, diensefalon ve hipotalamusu, korpus kallozumu içeren, öndeki en geniş bölümü. Ön beyin kognitif (bilişsel), duysal, ve motor fonksiyonların kontrolu yanısıra vücut ısısı, üreme, beslenme, uyuma ve emosyonel fonksiyonları düzenlemekle sorumludur.

Optik nörit:

Optik sinirin inflamasyonu (yangısı).

Otoimmün:

Bir bireyin bağışıklık sisteminin kendi dokularına karşı reaksiyon göstermeye başladığı durum.

Otonom sinir sistemi (OSS):

Bilinçli denetim altında bulunmayan nöronlar (sinir hücreleri) SSS’ nin iki karşıt bileşeni vardır: sempatik ve parasempatik sinir sistemleri. Sempatik sinir sistemi kalp atışını hızlandırır, kan damarlarını daraltır ve kan basıncını yükseltir. Parasempatik sinir sistemi kalp atışını yavaşlatır, bağırsak ve salgı bezlerinin aktivitesini arttırır ve sfinkter kaslarını gevşetir.

Özürlülük:

Bir hasar nedeniyle, insanların normal olarak yapabileceği bir hareketi biçim ve kapsam bakımından yapabilmedeki sınırlılık ya da yetersizlik.



P

Paraklinik:

Klinik ortam dışında örneğin muayenehane dışında uygulanan. Paraklinik testler laboratuvarda (örneğin kan testleri) uygulanabilir ya da özel cihazlar (örneğin röntgen veya MR) kullanılabilir.

Parezi:

Hafif ya da tamamlanmamış felç.

Parestezi:

Hissizlik, uyuşukluk, yanma, batma, elektriklenme ve hiperestezi (duyarlılığın artması) gibi anormal nörolojik duyumlar.

Paroksismal:

Tekrarlayan kasılmalar veya nöbetler.

Patojenler:

Hastalık oluşturan mikroorganizmalar.

Patoloji:

Hastalık nedeniyle vücutta ortaya çıkan anormallikler, bozukluklar.

Patofizyoloji:

Yaşayan organizmanın bozulmuş fonksiyonunun incelenmesi- organ fonksiyonlarının altında yatan temel prensipler, fiziksel ve kimyasal faktörler ve bunların katıldığı süreçler.

Penetrans:

Fenotipteki ilgili karakteri gösteren, belli bir gen dizisine (genotip) sahip bireylerin oranı.

Plak:

Beyin ya da omurilikte lezyon olarak da isimlendirilen skar dokusu alanı.

Plasebo:

Yeni bir ilacı test ederken kontrol amacıyla verilen aktif olmayan madde. Aktif ilaçla aynı görünümdedir ve aynı yoldan verilir (örneğin intravenöz, yeşil sıvı veya sarı hap gibi).

Plazmid:

Kromozomlarda bulunan bakteri DNA’ sının esas kütlesine ek olarak sitoplazmada ayrı bir ilmek şeklinde bulunan bakteri DNA’ sı. Plazmidler antibiyotiklere karşı bakteriyel dirençte önemlidir, çünkü genler bir bakteriden diğerine plazmidler içinde geçerler. Bu gen geçiş özelliği, biyoteknologlar tarafından, bakterideki yararlı genlerin yerleştirilmesi için kullanılmaktadır.

Pnömoni:

Akciğerlerin sertleşmeyle giden iltihabı.

Poligenik:

Çeşitli farklı genlerin hareketi ile belirlenen.

Polimorfizm:

Tek türlü popülasyonda iki ya da daha fazla gen allellerinin düzenli ve eşzamanlı olarak ortaya çıkışı, daha ender allellerin görülme frekansının yalnızca tekrarlayan mutasyonla açıklanabileceğinden daha yüksek frekansta görülmesi (tipik olarak % 1’ den fazla).

Prevalans:

Belli bir zamanda hastalığa yakalanan kişi sayısı. Genellikle toplumda 100,000 kişide hasta kişi sayısı olarak tanımlanır.

Primer progresif MS:

Bu tip MS’ li hastalar normal olarak ayrı ataklar ya da düzelmeler yaşamazlar ve zaman içinde yavaş yavaş özürlü hale gelirler. MS’ in bu formu, hastalığın 40 yaşından sonra ortaya çıktığı durumda daha sıktır ( tüm MS hastalarının % 25’ ini oluşturur). Birincil ilerleyici form olarak da bilinen bu form MS’ in dört ana formundan (benign, relapsing-remitting, sekonder progresif) biridir.

Protein:

Aminoasit yapı taşlarının ipliksi dizilimle bağlanarak karmaşık bir yapıda bükülmesinden oluşan büyük molekül.

Proton:

Atomun çekirdeğinde bulunan ve negatif yüklü elektrona eşdeğer pozitif yüklü partikül. Proton kendi başına hidrojen atomunun çekirdeğini oluşturur.

Proton yoğunluklu görüntü:

Ventrikül komşuluğundaki MS lezyonlarının daha iyi görüntülenebilmesi için radyo dalgalarının değiştirilerek yapıldığı bir çeşit MRG çekimi.

Psikolojik:

Aklı ilgilendiren.

Psikoz:

Mental bozukluklar için genel olarak kullanılan terim, kişininin günlük yaşam gereksinimlerini karşılayabilme kapasitesini ileri düzeyde etkilecek kadar mental fonksiyon bozukluğu.



Q


Bu sayfadaki bilginin en son güncellendiği/doğrulandığı tarih:

11/20/2001

Ana sayfa | Bağlantılar | Kayıt ve geri bildirim | Sözlükçe | Arama motoru ve site haritası | Yerel Bilgiler | Yardım| Bir arkadaşa söyleyin | Sorumluluk almama | Basın Bilgileri | Schering