Schering'in MS'li insanlara bir taahhüdü
1985’te gamma interferonun MS’teki etkilerini değerlendiren bir klinik çalışma dramatik olarak
durduruldu. MS’in belirtilerini
düzeltmek bir yana, ilaç işleri daha da kötüleştirdi, çalışmaya
katılan hastaların neredeyse yüzde 40’ı gamma interferon
tedavisinin birinci ayında atak geçirmeye başladı. Gamma
interferonun hastalığı kamçılayan bu açık etkisi,
MS’in fizyopatolojisinin
anlaşılmasında yaşamsal bir bulguydu.
Bundan önce, doğal beta
interferonla yapılan çalışmalar olumlu sonuçlar sağlamıştı,
ancak ilaç omurilik yakınına enjekte edilmek zorundaydı
(intratekal yol)-uzun süreli bir tedavi için asla pratik olmayan bir yol.
Bununla birlikte, bağışıklık sistemini değişik
yollarla etkileyen diğer bileşikler de test edildi, ancak sonuçlar
tatmin edici değildi. Araştırmacılar, beta interferonu
yeniden ele almaya karar verdiler. Bu ilgilerinin ardındaki nedenlere
bir bakalım.
İnteferonlar, doğal olarak bulunan maddelerdir, ilk kez 1957’de tanımlanmışlardır,
hücreler virüs ya da belli bakterilerle enfekte olduğunda ya da bağışıklık
sistemini uyaracak faktörler varsa üretilirler. Virüs büyümesini durduracak
yetenekleri vardır ve bazı kanser türlerinin tedavisinde kullanılırlar.
İnsanlarda belli hücre tiplerinden üç tür interferon üretilir: kandaki
beyaz kürelerden alfa, fibroblastlardan
beta ve lenfositlerden
gamma. Bağışıklık sisteminin ‘mesajcı molekülleri’
olarak, üçü de MS’in vücudun kendi hücrelerine karşı başlattığı
savaşa neden olan otoimmün ‘atağın’ içinde mevcutturlar.
Bağışıklık sistemindeki kesin düzenleyici etkileri
ise farklıdır, ancak; alfa interferon ve beta
interferon yerel bağışıklık yanıtını baskılarken
gamma interferon 1985’teki çalışmada
çok grafiksel olarak gösterildiği gibi artırabilir. Bu temel
farklılık, MS’in interferonla tedavisine anahtardır.
1985 çalışması sırasında, bilim adamları
beta interferonun
tedavi potansiyeli üzerinde 5 yıldan fazla süredir çalışıyorlardı.
1980’de genetik mühendislik bakteriyi kullanarak beta interferonu
klonladı, sonra değiştirdi, geliştirerek rekombinan
interferon beta-1b'yi üretti: BETAFERON® (ABD ve Kanada’da BETASERON®). Bu yeni
ürün doğal insan beta interferonunun etkinliğini daha stabil
bir formda sağlıyordu. Bundan
sonra, bu rekombinan proteinin kullanımının, doğal
interferonları değerlendiren daha önceki klinik çalışmalardaki elde
etme, etkinlik ve saflık sorunlarını hızla gidereceği
öngörüldü. Bu varsayımı sınamak için, interferon beta 1b’nin
moleküler düzeydeki etkilerini kesinleştirmek, tolere edilebilen
en yüksek dozu belirlemek ve –varsa- relapsing-remitting
MS'te tedavi edici etkilerini anlamak amacıyla
küçük bir deneme çalışması başlatıldı.
Deneme çalışmasının sonuçları 1991’in sonunda bir
dönüm noktasıyla temellendirildi,
3 yıllık bir faz-III
çalışma ABD ve Kanada’da yapıldı. Bu çalışmada
yüksek doz interferon-beta-1b'nin relapsing remitting MS’li kişilerde güvenilirliği araştırıldı.
Etkinliği ölçmek için kullanılan klinik ölçütler yanında,
lezyonların sayısını, yaşını (eski ya da yeni) ve tipini
(aktif ya da sessiz) izleyebilen ve çok gelişmiş bir teknik
olan manyetik rezonans görüntüleme
de çalışmada kullanılarak MS’te beyindeki lezyonlara interferon-beta-1b’nin etkisi değerlendirildi.
Özgün çalışmaya alınan hastaların çoğu tedavide
2 yıl daha kaldı. 2 ve 3 yıllık çalışmaların
olumlu sonuçları nedeniyle 23 Temmuz 1993’te BETASERON®
Amerika’da Yiyecek ve İlaç Yönetimi (FDA) tarafından MS’te onaylanan,
ruhsatlanan ilk tedavi oldu. Bugüne dek 50,000’in üzerinde MS’li kişi
interferon-beta-1b
kullandı. Avrupa’da BETAFERON® Kasım 1995’te ruhsatlandıktan
sonra 1996’nın başlarında elde
edilebildi.
Şubat 1999’da BETAFERON® sekonder progresif MS’in tedavisinde bulunan ilk ilaç oldu.
Plasebo alan tüm hastaların
BETAFERON® almaya başlamalarını öneren bağımsız
bir kurulun önerisiyle sonlandırılan bir öncü çalışmaya
dayanarak ilaç sekonder progresif MS’te ruhsatla ödüllendirildi.
Çalışma BETAFERON®’un sekonder progresif MS’li kişilerde
hastalık ilerlemesini 9-12 ay geciktirdiğini gösterdi. Çok önemli
olarak, tekerlekli sandalyeye bağımlı hale geliş bir
yıla kadar geciktiridi.
Rekombinan
genlerden klinik gerçeğe, BETAFERON®’un
relapsing-remitting MS tedavisi için geliştirilmesi, hastalığın
altında yatan bozukluğun anlaşılmasında belirgin
bir adım atılmasına neden oldu.
|