{orientation}

Sözlük/terimler

 

 

A - D

E-J | K-Q | R-Z



A

Addüktör

Vücudun bir bölümünü orta hatta dogru hareket ettiren kaslar.

Afazi:

Beyin merkezlerindeki bir hasar ya da hastalik sonucu konusma veya yazma yeteneginde bozukluk ya da kayip ve konusulani ya da yazili metni anlama kaybi

Agonistler

Hücre reseptörlerinde (alicilarinda) fizyolojik aktiviteyi uyarici ve böylece biyokimyasal bir tepkiyi tetikleyen ilaç.

Akson:

Sinir hücresinin gövdesinden uzanan uzun, ipliksi kisimlar. Akson sinyal iletim görevini yapar. Aksonun ucundaki sinir uyarilari öteki nöronlara ya da ilgili organlara iletilir.

Akut

Kisa ve göreceli olarak siddetli bir seyir göstermek.

Allel

Bir kromozom üzerinde ayni yerde (locus) bulunan iki ya da daha çok birbirinden farkli gen dizisinden herhangi biri.

Amino asit:

Nitrojen ve hidrojenin birlesmesinden olusan, amino grup içeren herhangi bir asit. Alfa-amino asitler bütün proteinlerin yapitaslaridir.

Antagonistler

Baska bir maddenin etkisini geçersiz kilan madde, bir hücre reseptörüne (alicisina) baglanan ancak biyolojik yanit olusturmayan ilaç.

Anatomik:

Vücut yapisi ile ilgili

Antibiyotik

Bir mikroorganizma tarafindan üretilen ve diger mikroroganizmalarin gelismesini önleyen ya da onlari yoketme yetenegi olan kimyasal bir madde.

Antikolinerjik:

Parasempatik sinirleri bloke eden ajan.

Antikor:

Bagisiklik hücreleri tarafindan salgilanan Y biçiminde bir protein; immünglobin olarak da bilinmektedir. Her antikor belli bir antijene (bagisiklik tepkisi çikarabilen bir madde) özgüdür ve antijenin etkilerini azaltir/yokeder.

Antijen:

Antikor olusumuna neden olan molekül

Arkabeyin:

Pons, medulla ve serebellumdan (beyincik) olusan beyin bölümü. Arka beyin genel olarak motor aktivite, durus (postür), denge ve uyku biçimlerinin koordinasyonu ile solunum, kan dolasimi gibi bilinçsiz yasamsal islevlerin düzenlenmesinden sorumludur.

Asemptomatik:

Belirti göstermeyen ya da belirtiye yol açmayan

Ataksik:

Hareket koordinasyonunda bozukluk

Atom:

Proton ve nötron ile pozitif elektrik yüklü çekirdekten olusan, çevresi elektronlarla çevrili, elementin en küçük birimi. Atom o kadar küçüktür ki bir damla suda milyarlarca atom bulunur.

Atrofi:

Hücre, doku yada organin boyutunda eksilme ya da küçülme.

Ayirici tani:

Bir durum ya da hastaligi, kimi bakimlardan kendisine benzeyen ötekilerden ayirdetme. Bu genellikle 'eleme islemi' ile yapilir.


B

B-hücreleri:

Enfeksiyonlarla savasim için antikor üreten bir tür lenfosittir. Plazma hücresinin öncüsüdür. Enfeksiyon sirasinda her bir B-hücre klonlari çogalarak plazma hücrelerine dönüsür; bunlar yabanci bir mikrop üzerindeki belli antijenlere karsi çok sayida antikor üretirler. Bu dönüsüm uygun T-yardimci hücre etkilesimi ile olusur.

Barbitüratlar:

Sedatif, hipnotik, anestetik ve antikonvülzan olarak kullanilan kimyasal madde grubu.

Baz:

Asitli moleküllerle birlesen bir alkalin molekül.
Adenin, timin, guanin ve sitozin nitrojen bazlaridir; baska bir anlatimla nitrojen atomlari içerirler.

Belirti:

Hastaliga veya hastanin durumuna ait herhangi bir göreceli delil. Bu deliller hastanin ortaya koydugu yakinmalardir. Örnegin kaslarda güçsüzlük, yorgunluk hastaligin belirtileridir.

Benzodiazepinler:

Baska amaçli kullanimlarin yanisira, bunalti (anksiyete) tedavisinde kullanilan ilaç türüdür.

Beta-blokörler:

Sinir sisteminde spesifik reseptörleri bloke etmek için kullanilan genis bir ilaç grubudur. Etkileri arasinda kalp atisinin yavaslatilmasi, kan basincinin düsürülmesi ve bunaltinin azaltilmasi sayilabilir.

Beta interferon:

Recombinant teknoloji teknikleri kullanilarak üretilen, bagisiklik sisteminde önemli rolü olan bir dogal maddedir.

Beyaz Madde:

Beyin ve omuriligin sinir liflerinden olusan bölümü.

Beyin omurilik sivisi (BOS):

Omurilik boslugunda ve beyinde bulunan ve SSS dokularini koruyan ve beslenmesini saglayan sivi.

Beyin sapi:

Beynin omurilik ile önbeyni birlestiren bitki sapi biçimindeki bölümü. Beyinsapi bir iletim istasyonu gibi isgörür, beyin ile omurilik arasindan geçen her sinir uyarimi vücudun normal olarak isgörmesi için beyin sapindan geçmek durumundadir.

Bilissel islev:

Algilama, akil yürütme, yaratici faaliyetler, problem çözme, belki de sezgiyi de içeren zihinsel islemler.

Biyoyararlanim:

Ilacin hücrelerin kullanabilecegi biçimde vücutta bulunmasi

Biyolojik etkinlik:

Bir molekülün belli bir biyolojik degisiklik ortaya çikarma yetenegi

Bolus:

Az miktarda ilacin toptan verilmesi

Bosaltim:

Idrar, diski ya da baska yollarla vücudun maddelerden temizlenmesi

Bozukluk:

Psikolojik, fizyolojik veya anatomik yapi ya da islevin yitimi ya da anormalligi. Birey bozuklugun farkinda olmayabilir ve bozukluk klinik muayene ile saptanabilir. Bu durum, bir aktivitenin yerine getirilmesinin güçlestigi özürlülükten farklidir.

Bulasabilir:

Bir bireyden digerlerine veya diger türlere geçebilir.

Bulgu:

Hastaliga ait herhangi bir nesnel delil. Bu delil, genellikle belli göreceli yakinmalari (belirtileri) olan hastalarin doktor tarafindan muayenesi sirasinda elde edilir. Örnegin reflekslerde degisiklik, MRG' de patolojik bulgu veya felç hastaliga ait bulgu olarak degerlendirilir.

Büyüme hormonu:

Normal büyümeyi uyaran hormon. Eksikligi cücelik gibi büyüme kusurlarina yol açar; rekombinan büyüme hormonu enjekte edilerek düzeltilebilir.


C


Çalisma grubu:

Bir klinik çalismada hem aktif ilaç hem de plasebo alan hastalarin tümü.

Convergence:

the turning inward of the lines of sight toward each other.

Corticosteroids:

any of the steroids produced by the adrenal cortex. They are divided, according to their predominant biological etkinligini, into three major groups: glucocorticoids (e.g. cortisol, cortisone), chiefly influencing carbohydrate, fat and protein metabolism, mineralocorticoids (for example aldosterone), affecting the regulation of electrolyte and water balance. The corticosteroids can be used clinically to suppress the immune response.


D

Dagilim:

Tipta, ilacin kan dolasimi ya da lenf yoluyla vücuda dagilmasi.

Deoksiribonükleik asit (DNA):

DNA hücre çekirdeginde bulunur ve genlerdeki kalitsal bilgiyi kodlamaktan sorumludur.
Iki nükleik asit ipliginin, bir çift helix biçiminde kivrilmasindan olusur. DNA adini içerigindeki seker bileseni deoksiribozdan alir.

Demyelinizasyon:

Bir sinir ya da sinirlerin myelin kilifinin hasari, yok olmasi ya da yitimi.

Deneysel allerjik ensefalomyelit:

Çesitli deney hayvanlarinda olusturulabilen otoimmün hastalik. Her ne kadar birebir ayni olmasa da, demyalinizan hastaliklarin deneysel hayvan modeli olarak kullanilmaktadir.

Depo:

Enjeksiyondan sonra yavas dagilmasi için yagli çözelti olarak hazirlanan ilaç


Dizartri:

Merkezi ya da periferik sinir sisteminin hasari nedeniyle kas kontrolunun bozulmasina bagli olarak konusma bozuklugu.

Dizigotik:

Iki ayri sperm tarafindan döllenen, iki ayri zigot ya da iki ayri yumurtanin sonucu olusan ikizler. Cinslerin herhangi bir birlesimi olabilir (iki erkek, iki kadin, herbirinden bir olmak üzere)

DNA ligaz:

DNA fragmanlarini, uzun bir zincir biçiminde uçtan uca yapistiran/baglayan bir bakteri enzimi.

Doku uygunluk kompleksi (MHC):

(major histocompatibility complex)
Belli hücre yüzey antijenlerini belirleyen gen lokus dizisi.

Doku plazminojen aktivatörü:

Kan damarlarina salinarak plazminojen adi verilen enzimi aktive eden ve böylelikle kan pihtisinin erimesine, kan akiminin artisina neden olan faktör. Rekombinan doku plazminojen aktivatörleri kalp krizi, inme gibi acil hastaliklarin tedavisinde kullanilmaktedir.

Dönüstürme (transkripsiyon):

Genetik bilginin DNA' dan RNA' ya dönüsmesi isemi.


Bu sayfadaki bilginin en son güncellendiği/doğrulandığı tarih:

11/09/2001

Ana sayfa | Bağlantılar | Kayıt ve geri bildirim | Sözlükçe | Arama motoru ve site haritası | Yerel Bilgiler | Yardım| Bir arkadaşa söyleyin | Sorumluluk almama | Basın Bilgileri | Schering